Cevad Memduh Altar1902-1995
English | Français | Deutsch | Italiano | Español

RADYO

Ankara Radyosu
15 Aralık 1946, Pazar
Saat: 10.00-11.00

13 Nisan 1952 Pazar
Saat 10.00-10.45
radyoda tekrarlandı

(Metin: 20 dakika
Müzik: 40 dakika
Toplam: 60 dakika)

SHAKESPEARE VE BACH

Sanat dünyasında öyle kahramanlarla karşılaşırız ki, bunlar sanatın her alanında başka kahramanların da yetişmesine önayak olurlar. Böylelikle yüzyıllar boyunca gelip giden sanat adamlarının çoğu, vakit vakit aynı kaynaktan beslenirler, aynı atmosfer içinde gelişip olgunlaşırlar. İşte bu tip kahramana örnek olarak, temaşa tarihinin büyük önderi William Shakespeare’i gösterebiliriz. Yeni zamanlar tiyatrosunun kurucusu olan Shakespeare, yalnız yaşadığı memleketin sahne edebiyatını değil, başka ülkelerin sahne edebiyatını da yüzyıllar boyunca etkisi altında tutmuş, dünya dillerine çevrilen eserleriyle, yazarların olduğu kadar, ressamların, heykelcilerin, müzikçilerin, filozofların, hatta müsbet ilim mensuplarının da yetişip gelişmelerini sağlamıştır.

Shakespeare yaratmalarının eşsizliği içinde yetişmiş müzik büyükleri arasında şimdiye kadar Beethoven’in bulunduğunu biliyorduk, fakat son yıllarda yapılan araştırmalar, 18. yüzyılın büyük sanat adamı Johann Sebastian Bach’ın da eserlerinde Shakespeare ruhundan faydalanmış olduğunu ispat etmektedir. Son dünya harbinden biraz önce yapılan incelemeler ve bu arada Edinburg’lu Dr. Sanford Charles Alk tarafından elde edilen neticeler, Shakespeare yaratmalarının Bach sanatı ve bilhassa Bach’ın genç yaşlardaki yaratma mizacı üzerinde bıraktığı etkiyi tamamen açıklamaktadır.

Beethoven’in yakın dostu Schindler, günün birinde Beethoven’e Op.31 No.2 piyano sonatını yazmakla neyi kastetmiş olduğunu sorduğu zaman: “Shakespeare’in Fırtına adlı eserini okuyunuz!” cevabını almıştır. Diğer taraftan, tanınmış piyanist ve yazar Joseph Pembaur, Beethoven’in iki sonatı hakkında kaleme aldığı küçük fakat özlü bir yazıda (Ludwig van Beethovens Sonaten Op.31 No.2 und Op.57, 1915) yalnız Op.31 No.2 sonatını değil, aynı zamanda, büyük bestecinin bizzat yaptığı izahlara dayanarak, “Appassionata” sonatının da Shakespeare yaratmalarından alınan ilhamla meydana getirilmiş olduğunu ileri sürmektedir. (Plak 1: Beethoven, Appassionata sonatı, I. kısım)

1934 yılında müzik nazariyatçısı Schering tarafından yayınlanan bir kitapta ise, Beethoven’in piyano sonatları ile oda müziği eserlerinden çoğunun, büyük sanatçının Shakespeare’in sahne eserlerini incelediği sıralarda meydana gelmiş olduğundan bahsedilmektedir.

Şimdi Dr. Charles Alk’ın, Shakespeare’in Bach üzerindeki etkisini tespit bakımından yapmış olduğu araştırmaları sırayla gözden geçirelim: Bach’ın en doğru hal tercümesini yazmış olan biyograf Forkel, büyük üstadın çembalo için vücuda getirdiği süitlerden bir kısmını İngiliz asilzadelerine ithaf etmiş olduğunu söylemektedir. Bach bu eserlere “İngiliz Süitleri” adını vermiştir. Nitekim Bach’ın oğlu Johann Christian Bach’a ait olan elyazması bir notanın kopyasında şöyle bir cümle göze çarpar: “fait pour les anglais” [İngilizler için yapılmıştır]. (Plak 2: Bach, İngiliz Süitinden 3 Passepied)

1725 yılında Bach tarafından yapılan sipariş üzerine H.N.Gerber’in albüm halinde bir araya topladığı çeşitli çembalo eserleri arasında, İngiliz Süitlerinin la majör ile sol minör ve re minör tonlarında yazılmış olan kısımları bulunmaktadır. Bach bu dört süiti, gençliğinde dostluğunu kazandığı bir İngiliz asilzadesi için meydana getirmişti. Buraya kadar önemsiz gibi görünen bu işin içyüzü şu şekilde aydınlanmaktadır:

Biraz önce tonal sıfatları ile adlandırdığımız dört İngiliz Süitini (la, sol, mi, re) Anglo-Saxon ve Alman müzik metotlarının gerektirdiği alfabeli nota sistemine göre yan yana sıralayacak olursak, A, G, E, D harflerinden oluşan bir kelime meydana gelir ki “aged” diye okunması gereken bu kelimeyi, süitleri ısmarlayan zatın adı sanmamalıdır. Bilakis “ihtiyar” manasına gelen bu kelime (aged), Bach zamanındaki İngiliz sahne muhitinde yakın bir geçmişin ihtiyar şairini anmak için kullanılırdı; bu ihtiyar şair de Shakespeare idi. (Plak 3: Bach, Fantezi, do minör; Plak 4: Bach, yaylı sazlar için Gavot, sol minör)

Biraz da Bach’ın Shakespeare sanatı ile ilk olarak karşılaştığı günleri gözden geçirelim: Göthen Prensi Leopold’un sarayına gençliğinde müzik işleri direktörü tayin edilen Bach, her yıl banyo mevsiminde Leopold ile beraber Karlsbad’a giderdi. Bu arada Hannover Prensinin 1 Ekim 1714 yılında I. George adıyla İngiltere tahtına oturması üzerine, Hannover sarayına mensup olanlardan bazıları Londra’ya koşmuşlar, İngiliz asilzadelerinin bir kısmı ise, sırf politika ile meşgul olmak maksadıyla Hannover’e akın etmişlerdi. Bunlardan bazıları İngiltere’ye dönmeyip Karlsbad’a yerleştiler ve politika faaliyetlerine bu şehirde devam etme imkânlarını aradılar. İşte Bach, ilk olarak Karlsbad’da 1719 veya 1720 yılında Prens Leopold eliyle İngiliz Kontu Burlington’u tanıdı. Müzik sanatının hakiki bir dostu olan Kont Burlington, Londra’da Haendel’i de himayesi altına almış bulunuyordu. (Bach ve Haendel, bütün isteklerine rağmen, birbirlerini şahsen de tanımak fırsatını elde edememişlerdi, fakat Kont Burlington bu iki sanat büyüğünün şahsi dostluğunu kazanmak fırsatını kaçırmadı. Diğer taraftan Bach’a nazaran daha çok müzikli sahne sanatına bağlanan Haendel’in Shakespeare dramlarından bir hayli faydalanmış olması lazım geleceği tabiiydi.) (Plak 5: Haendel: Konçerto Grosso, I. kısım, Largo)

Bach’ın Karlsbad’da Prens Leopold eliyle tanıdığı Kont Burlington, yalnız müzik dostu değil, aynı zamanda Shakespeare sanatının ileri derecedeki hayranlarından biriydi. Bu zat, Bach’ın hamisi Prens Leopold’a William Shakespeare’in komedyaları ile hikâye ve trajedilerini içine alan ve ilk olarak 1623’te basılmış olan bir Shakespeare külliyatı hediye etmişti. Prens Leopold, bu 37 ciltlik külliyatın beher cildini, sayfaları arasına birçok not kâğıtları da ilave ettirmek suretiyle ciltlettirdi. Aradan uzun yıllar geçti. Prens Leopold’e ait olan Shakespeare külliyatı elden ele dolaştıktan sonra, günün birinde Londra Krallık Müzik Akademisi’nin demirbaşına kaydedildi.

Şimdi de uzun yıllar büyük Bach’ın sanat muhitine faydalar sağlamış olan bu en eski Shakespeare külliyatının sayfaları arasında dolaşalım ve bu sayfalarda karşılaşacağımız notları gözden geçirelim: Bu külliyatın içinde bulunan not kâğıtlarında bazı Shakespeare mısralarının Almancaya veya Fransızcaya çevrilmiş şekilleriyle karşılaşıldığı gibi, Bach’ın “Clavecin bien temperé” adlı eserinden alınmış bazı temaların da küçük küçük kâğıtlar üzerine yapıştırılıp bu kitapların sayfaları arasına konmuş oldukları görülür. İşte bu küçük kâğıtlardan birindeki filigranın, Bach’ın Prens Leopold’e ithaf ettiği bir Kantat için kullanılan kâğıttaki filigranın aynı olduğu anlaşılmıştır. (Bu da gösteriyor ki Bach, Shakespeare külliyatı ile yakından ilgilenmiştir; “Clavecin bien temperé” adlı eserinin bazı yerleri ile Shakespeare dramları arasında mukayeseler yapmak istemiştir.)

Edinburg’lu Dr. Charles Alk’ın eline 1934 yılı Nisan ayında yapılmış olan kitap müzayedelerinin birinden 1709 tarihli birkaç Shakespeare cildi geçmişti. Dr. Alk, bu kitaptaki bazı sahnelerin Almanca tercümelerinin de kitaplarla birlikte ciltlenmiş olduğunu ve vaktiyle Prens Leopold’daki Shakespeare külliyatının sayfaları arasına konmuş olan “Clavecin bien temperé” temalarının birer kopyalarının aynı kitapların sayfaları arasında da bulunduğunu söylemektedir. Bu vaziyet karşısında, Dr. Charles Alk, bu kitapların sonradan yapılmış olan ciltlerini dikkatle söktürmüş ve bunların birinin üstünde Kont Burlington tarafından kaleme alınmış şöyle bir ithaf cümlesiyle karşılaşmıştır: “Herkesin tanıdığı müzk işleri direktörü J.S.Bach’a.” Bu takdirde Kont Burlington’un, Bach’ı tanıdıktan bir müddet sonra, ona hem bu Shakespeare külliyatını hediye etmiş, hem de sipariş ettiği “İngiliz Süitleri” için (Aged Süitleri) ayrıca yüz İngiliz lirası göndermiş olduğu tamamen teeyyüt etmektedir [doğrulanmaktadır].

Şimdi yukarıda bahsi geçen her iki Shakespeare külliyatının sayfaları arasına konmuş olan “Clavecin bien temperé” temalarının ne maksatla küçük notlar halinde tespit edilmiş olduğunu inceleyelim: Bach’ın Shakespeare sanatı ile yakından ilgilendiğini açıklayan bu temaların içyüzü, yazma eserleri toplamakla tanınmış olan M. Gorkfred’in bundan bir müddet evvel eline geçen bir eserin yardımı ile aydınlanmıştır. Bu yazma eser, Bach’ın “Clavecin bien temperé” adlı eserinin I. kısmının 1740 tarihli kopyasıdır. Bu kopyanın satırları arasında Bach’ın bizzat yaptığı düzeltmelerle karşılaşılmıştır. Bundan maada [başka], temaların üzerinde, kurşun kalemle yazılmış olmakla beraber sonradan lastikle silinmiş notlar da bulunmaktadır. İşte okunması çok güç, hatta imkânsız sanılan bu notlar, çeşitli ışıklarla aydınlatıldıktan sonra, “Clavecin bien temperé”deki temaların bazılarıyla Shakespeare eserlerindeki tiplerin ve olayların karakterize edilmek istendiği anlaşılmış ve yapılan esaslı inceleme sonunda, bahis mevzuu [söz konusu] temaların Shakespeare tipleriyle olaylarını hakikaten karakterize edecek vasıfta temalar olduğu tespit edilmiştir. Bu da gösteriyor ki, Bach, Göthen’de bulunduğu yıllarda, Shakespeare sanatını iyice incelemiş ve bu sanattan edindiği intibaları [izlenimleri] müzikle de ifade etmek istemiştir. (Plak 6: Bach, Prelüd ve Füg, do majör)

Nitekim aşağıda tercümesini aynen verdiğimiz bir diğer vesika [belge], bu ciheti tamamen açıklamaktadır. Şimdi “Zerbster Geheimarchive”den alınmış olan bu vesikayı gözden geçirelim:

Prens / Hazretleri / rol yapıyorlardı
hiç çekinmeden /
prenslikle ilgisi olmayan bir ifadeyi,
gülünç bir vaziyette yaratmaya çalışarak /
hizmetçi rolünü /
bütün maharetiyle, bir hayli
kavalye ve kibar tavırlı kadınlarla beraber / yaparken,
müzik işleri direktörü Bach, piyanoda
başarı ve hünerle,
prelüdler emprovize ederek, bu sahneleri ifade ediyor;
kompozisyon sanatının bütün kaidelerini kullanarak,
ve bu arada, bir Fuga vasıtasiyle,
bir şahsı yaratıyor, veya bir hadiseyi tamamen canlandıran bir tema ile,
hareketli müzik muammaları meydana getiriyordu.

Bu vesika kaleme alındığı zaman, Bach’ın hamisi Prens Leopold artık evlenmiş bulunuyordu. Diğer taraftan Prensin genç eşi müzikle daha az ilgileniyor, en ziyade ava gidiyor, askerliğe ait işlerle ve bu arada Shakespeare sanatıyla meşgul oluyordu. Bu itibarla, sarayda oda müziği konserleri yerine dramatik metinleri okuma akşamları tertip ediliyordu. Bunun içindir ki Bach, sırf bu yoldaki fikir hareketlerine istediği gibi nüfuz edebilmek maksadıyla, Shakespeare dramlarını iyice tetkik etmiş ve yukarıda gözden geçirdiğimiz vesikadan da anlaşıldığı gibi, sarayda tertip edilen tiyatro akşamlarını kendi sanatıyla da zenginleştirmiştir.

1722 yılı yazında, Prens Leopold’un sarayında tertip edilen dramatik metin okuma akşamları geçici bir zaman için kaldırılmıştı, çünkü Prenses o sıralarda çocuk dünyaya getirmek üzereydi. Bu durum karşısında Bach’ın müzik işleri direktörü sıfatıyla sarayda yapacağı bir iş kalmamıştı. Bu takdirde Bach, dramatik metin okuma akşamlarında, piyanoda irticalen [doğaçlama] çalmış olduğu Prelüdler ile Fugaları bir araya toplayıp gözden geçirmeye karar verdi. İşte “Clavecin bien temperé”nin ilk kısmı, 1722 yılında bu suretle meydana gelmiş oldu. Diğer taraftan, eski bir hal tercümecisi de Bach’ın “Clavecin bien temperé”yi insanın ruhuna sıkıntı veren bir yerde yazmış olduğunu ileri sürmektedir. Bu görüş doğru olmakla beraber, bahis mevzuu sıkıntılı yer Karlsbad değil Göthen’dir, çünkü Prens Leopold yalnız olarak Karlsbad’a giderken beraberinde bir çembalo götürmeyi adet edinmişti. Fakat Göthen’de geçen günler boyunca Bach, üzerinde çalışabilecek bir çembalo bulmaya muvaffak olamadı. Hatta Bach, sırf bu sıkıntılı durum karşısında günün birinde Leopold’un yanından ayrılıp Leipzig’e gitmek zorunda kaldı.

Buraya kadar büyük besteci Bach’ın büyük dramcı Shakespeare’e beslediği ilginin derecesini gözden geçirdik, ve gördük ki sanatta yaratma esprisi, yüzyıllar boyunca ruhtan ruha atlamak suretiyle yoluna devam etmektedir; ve büyük yaratıcılar, sanat olaylarının her safhasında birbirlerini tamamlamakla görevlidirler. (Plak 7: Bach, Brandenburg konçertosu No.6, si bemol majör)